Tuesday, May 18, 2010

Where the Wild Things Are

Karen O sağ olsun çok güzel bir soundtrack olmuş çocukların eşlik etmesi falan şarkıları hem sevimli kılmış hem de kulağa cidden güzel geliyor kilise korolarında çocukların pek ruhani ve kendilerinden geçercesine yaptıkları eşlikleri anımsattı bana keşke o dönemde de karen o'ydu spike jonze'ydi birileri olsaydı da çocuklara yakışan şeyleri söyletseydi biraz eğlenselerdi onlar da.korkuyorum açıkçası ne zaman böyle bir kilise korosu şeklinde bir grup çocuk vokal yapsa.hep ciddi ve ölümcül şeylermiş gibi geliyor söyledikleri belki de kilisenin akustiğinden belki de bu ritüeli sadece filmlerde dizilerde yönetmen bizim tüylerimizi diken diken etmesi için çektiğindendir.Karen o ve spike jonze çocuk yaparlarsa böyle bir koro oluştursunlar evde eğlensinler kaydetsinler eminim süper olur biz de dinleriz.
filme gelince.Kimse uğraşmasın artık şu muhteşem çocuk klasiklerini çekmek için.olmuyor da olmuyor.Zavallı yaratıklar sığıntı gibi olmuşlar filmde ordan oraya çocuk oyuncu akraba mıdır aile dostumudur bilemedim o kadar mı kötü oynanılır tamam çocuk oyuncuların süper rol kesmesinin itici olduğunu düşünüyorum ama yani bu doğallık da olmamış çocuk resmen yapmacık. Diğer küçük oyuncuların ününe mi erişmek mi istedi ufaklık ya da yeteri kadar iyi bi oyuncu yönetimi mi olamadı ya da çekimler esnasında canı sıkılmıştır herhalde e bırakmak da olmaz.annesi de zorlamıştır çocuğu oyna da oyna.onun da işi zor şimdi üzüldüm.Spike Jonze'yi seviyorum iyi niyetli de bir iş olmuş ancak ben pek de keyifle izleyemedim çünkü kitaptan filme geçişte pek çok boşluk oluşmuş o boşluklar esnasında izleyici sıkılabiliyor.

Beck

beck sanırım sayntolojiye fazla vakit ayırmaktan müzikle pek de o kadar ilgilenemiyor olsa gerek ki son albümü dahil olmak üzere bende dinleme isteğini yitiyor.Biz onu eğlenceli biraz da acıklı bilirdik nebiliyim ağıtsal folk şarkıları falan vardı bu adamın derhal güzel kayıtlar yapsın da dinleyelim özledik.

kamusal alanda tartışınca..

kamusal alanlar özellikle çiftlerden birinin kafası saçmalıktan geçilmiyorsa tartışmak için ideal alanlar.açık alandaki oksijenden midir yeşile bakmaktan mıdır nedir özellikle insan daha kolay sakinleşebiliyor sinirlenmeye değilde bir tür hüzne dönüşüyor hissedilenler garip bir durum. Antik yunanda falan açık havada yapılırmış ya felsefi söylemler vs ya da tartışmalar belki ondan verimlidir kimbilir.Hem kamusal alanlar tarafsız bölge oluyor ne biliyim iki tarafta kendine ait hissetmiyor orayı eşit olunuyor bi nevi.hem televizyondu çalan müzikti gibi duygusal efektler de olmuyor daha yalın bir arena sanki işte ama tabi en güzeli hiç kavga etmeyelim tartışmayalım.

Sunday, May 16, 2010

dolmuşta niye bütün paraları ben uzatıyorum

dolmuşa bindiğimde herkesin bana para göndertmesini bi de benim çok büyük bi sorumluluğu almışımcasına heyecanlanmamdan nefret ediyorum.yanımda kim oturursa otursun ya msg yazıyo ya eli kolu dolu oluyor ya da çoğunlukla hiç oralı olmayıp kafasını cama doğru dalmış gitmişçesine dönüyor. hayır bu bi paranoya falan değil gerekirse spss falan kullanıp bunun bilimsel açıklamasını yapıcam dolmuşta toplam 7 kişiyiz 7'de iki kişi para uzatıcı oluyor o iki kişiden biri de ben oluyorum arkada 4 önde iki kişi varsayarsak tabi.toplumun genelinde de işleri yapması uygun bulunan kişi yüzdesiyle aynı belki bu oran öyle işte.