Sunday, March 05, 2006

ruh deformasyonu


genetik kodların getirdikleriyle forme olmuş beden nasıl kazalar hastalıklar sonucu metamorfozlara uğrarsa ruh da yaşanılanlar ertesi biçimselliğini yitirebilir belki..ruh deformasyonu öyle bir şey ki onun yeni şeklini begenmeyebilirsiniz belki tarzı size çok yabancıdır.. ama işte onla yaşarsınız sevmediginiz bir giysiyi giymek zorunda olup sokaklarda dolaşmak gibi..tanıdık kimseye rastlanmak istenmez o ruhla..ve en olmadık zamanda birer birer karşılaşılır onlarla..insanlarla yaşanılan karşılaşmalar birer trafik kazasıdır bir güzel çarpışılmıştır da bunu gözünüz açıldığında hissedersiniz yara bere içinde tanımadıgınız bembeyaz bir yerde uyanmaya çabalarken.her şey için çok geç travma sonrası yalnızlığı..ziyaretçi beklemek ve bakıma muhtaç olma vaziyetleri..ruhum hiç bir zaman eskisi gibi olmayacak naraları atılarak dolaşılan koridorları kalbin.sargıların çıkmasını beklemek..sargıların altındaki seni tanıyamama korkusu..ne kadar da değişmişim..estetize edilmiş boşverler,bu da geçerler,her şeyi ne kadar takıyorsunlar arası ''yeter''lerin sunulduğu günün menüleri.. o hayatım kurtuldu yaşasın diye sevinememenin verdiği yüz kızartısı.neden şükretmeyi küçümser o büyük kaza sonrası rehabilitasyon köşesindekiler.yine mi burdayım diye çığlık atıp damarlarına herkesinbaşınagelirbunlar sakinleştiricileri dayanan..uyumsuzlar,kaybedenler,dışlananlar,farklılar,ötekiler,dikkatkırılabilir uyarısını yanlış yerlerinde taşıyıp dökülenler parçalananlar .amorfik,zehirli duman gibi dolaşan ruhları içlerinde..hislerin,sözlerin,ses tonlarındaki inanışların yanıp kül olmasıyla oluşan kaybolanlarmonoksit gazıyla yavaş yavaş sersemleşenler..kollarına takılan antidepresan serumlarını yanlarında taşıyanlar.

sadece duruyordum

sadece duruyordum

Thursday, March 02, 2006

mutsuzluk obezitesi


aslında bize iyi gelen degil kötü gelen şeylerin peşinden ilerleriz.dairesel bir koşu pistinde sürekli aynı yerlerden geçip gitsek de kaslarımız taş kesilse nefessiz kalsak ve yakalayamıcak olsak da acının ortaya çıkardığı ağrı kesicilerin keyif vericiliği baştan çıkarır.önemliyim çünkü mutsuzum..yaşam belirtisi olarak mutluluktan yoksunluk..kendi kendimizi unutmak kendi kendimizin dikkatini çekmeyi istemek.kendine şımarmanın en klasik örneği acı çekiyorum öyleyse varım..yoksunluk krizlerinin poh pohladığı depresyon atakları esnasından yalnızlık ışıltılı hareketsizlik vaziyetleri..suskunluğun verdiği inatçı çocukluk sanrılarına dahiliyet.kendinle konuşmamak kendine trip atmak.aynalara giren eller paralel boşluğu yoklayan hayalet bedenin içinden geçen dokunma denemeleri..aslında burada değilim çok uzaklarda deyip buradalığın oyundan atılması.oyunda hep ebe olmak sürekli yorulmak yakalanmanın keyfini degil yakalayacak olmanın stressini barındırmak.ne burda ne şimdi yakalanabilir geriye geçmiş ve geleceğin bugün çok mutsuzum motivasyonları kalıcaktır.
bu da ne yüzüm ıslanıyor yoksa sadece gözlerim yüzümümü yıkıyor ne kadar akıllı bir bedenim var her sıkıldıgımda beni serinletiyor..

Wednesday, March 01, 2006

çatırt

beyinimdeki çatırtılar ve çatlaklardan akıp gidenler/kan yerine göz yaşımı mı dolaşır bedenlerinde hiç susmazlar bazılarımız/hep içe doğru zırlarlar.

durmak üzerine


durmadan değişen ve dönüşen oyunlar arası geçişlerden oluşan dünyaya karşı bir tür mızıkçılık yapıyorum ve duruyorum.donuk,katatonik ve hissiyatı yüksek bir duruş bu.eylemlerin arasında şaşkınlık..duygusal habitatı terk etme çabalarına dair istemsizce durmak.durarak kopmak terk etmek bulunulan yeri.astral yolculuk mu yapıyorum yoksa aslında tüm gün koştursam da yerimde durarak.